HÜSEYİN ÇALIŞKAN

 Çalışkanlar hanedanından Hüseyin Çalışkan, Hasan Çalışkan'ın oğludur. Üstad Bediüzzaman Emirdağ'a geldiği l944 Ağustos'unda henüz altı yaşlarında bulunuyordu. İşte o günlerden, gençlik zamanlarına kadar şahit olduğu hatıraları bize anlatmaktadır. Bu şâhitler'in dilinden, şahid olduğu aziz hatıraları şöyle sıralayabiliriz:

 "Küçüklük zamanlarımda bir gün, babam Hasan Çalışkan'ı arıyordum. Bulabileceğimi ümit ettiğim komşusu dükkânlara bakmıştım, ama bulamamıştım. Sonra aklıma babamı bulabileceğim bir yer daha gelmişti. Doğruca oraya gitmiştim. Yarı açık duran büyük bir kapı. Kapı aralığından, kıyafeti bizim kıyafetimize benzemeyen, büyük bir insan; ben küçük ve bacak kadar boyumla, selâmsız-saygısız hemen sormuştum: 'Babam burada mı?' Büyük zat, 'Hayır, baban burada yok!' diye cevap vermişti. Ben o küçük halimle ve yüksek miyop gözümle, yine içeriye dikkatli dikkatli bakarak babamı arıyordum. Babamın olup olmadığını kendim tahkik ediyordum.

 "Ehl-i tahkik"

"Bu hatıradan sonra, Üstad Bediüzzaman'ı ne zaman ziyaret etsem, bana 'Bu keçeli çok ehl-i tahkiktir!' diye tebessüm ederek, lâtife yapardı.

"Bizlere Küçük Sözler'i okumamazı sık sık söylerdi.

"Üstad Bediüzzaman'la birlikte, Emirdağ Çarşı Camiinde aynı safta sayısız Cuma namazı kılmıştık.

"Bir gün ikindi namazını müteakib camide mevlid okunuyordu. Az bir cemaat vardı. Cemaate gül suyunu dökme işini de bana vermişlerdi. Cemaate gül suyunu döktükten sonra, yukarıda, müezzin mahfilinde yalnız oturan Üstad Hazretlerine de vermek için yanına varmıştım. Elini açsın diye biraz beklemiştim, hiç kıpırdamıyordu. Sol gerisine oturdum. O zaman bana sol elini uzattı, ben de biraz gül suyu döktüm.

"Emirdağ'daki iki cenaze namazına gittiğini biliyorum. Bu hatırayı bana hocam Hafız Nuri Güven söylemişti. Birisi, Emirdağ Çarşı Camiinde kırk seneden fazla müezzinlik yapan Budakoğlu Murad Hocanın ve diğeri de Emirdağ civarında düşen askerî uçakta şehit olan havacıların cenaze namazıydı.

 ***

 "Bir Pazar günü babam ve arkadaşlarıyla Keçili köyüne gitmiştik. Üstad Hazretleri de oradaydı. Öğle vakti ise camiye gelmiştik. Camiye köyden kimse gelmemişti. On-on beş kişi hep Emirdağlıydık. Vakit gelince cemaatin arasında ihtilâf oldu.

"Vakit hususundaki ihtilâf için herkes kendi saatine bakıyordu. Üstad Hazretleri de saatine bakmıştı. Babamın saati alafrangaydı, ama o söylemiyordu. Epey müzakereden sonra ezan okundu, Üstad Hazretlerinin imametinde namaz kıldık. Böylece ben Üstad Bediüzzaman'ın arkasında ilk defa namaz kılmış oldum. Zaten bir daha kısmet olup da arkasında namaz kılamadım.

 ***

 "Emirdağ'da İsmail Ata'nın dükkânında yangın çıkıp, çarşıda büyük zarar olmuştu. Üstad Hazretleri Zübeyir Ağabeyi gönderip, geçmiş olsun dileklerini, zarar olan mallarını sadaka olabileceğini bildirmişti.

 "Tıraşa fazla zaman ayırıyor"

"Saçı, sakalı gür olan Zübeyir Ağabey normal zamanlarda tıraş olurken, Üstad Hazretleri 'Bu tıraşa ne kadar çok zaman ayırıyorsun?' diye kızmıştı. Sonraları Zübeyir Ağabey çok geç tıraş oluyor, bu yüzden saçları çok uzuyordu.

 "Kitapların üzerine oturmayın"

"Emirdağ pazarında okul kitapları satan bir pazarcı fazla kitapları balya yapmış ve üzerinde oturuyordu. Bunu gören Üstad Hazretleri Zübeyir Ağabeyi gönderip adamı ikaz etmişti. Üstad kitabın muhteviyatı ne olursa olsun, içinde mukaddes isimler bulunabileceği için, üzerinde oturulamayacağını bildirmişti.

 (Son Şahitler kitabının, ikinci cildinden derlenmiştir...)
 

Makale Yazarı: 
Son Şahitler