HAKKI TIĞLI

 l875'te doğdu. Bediüzzaman'ın ilk talebelerindendir. l935'te Eskişehir hapishanesinde Bediüzzaman'la birlikte yattı. Hayatının en mesut anlarının Üstad'ıyla birlikte Eskişehir hapishanesinde geçirdiği anlar olduğunu söylerdi. Eğridir Müftüsü Hüsnü Efendinin kardeşi ve Bediüzzaman'ın muarızı olan Tevfik Tığlı'nın amcasıdır.

Bediüzzaman'ın l930 öncesi, Barla'dan Eğirdir'de bulunan Hakkı Tığlı'ya yazdığı bir mektup.

Mektubun "selâm," "gayretli ve ciddî, samimî" diye başlayan kelimeleri bizzat Bediüzzaman'ın el yazısıyladır.

"Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü,

"Gayretli ve ciddî, samimî kardeşim Hakkı Efendi,

"Üç sözü bana gönderdiğin için, üç senelik tembelliğini bana unutturdun. Daha sana tembel demeyeceğim. Hem beni o kadar memnun ettin, binler hediyeden fazla kıymettar düştü, üç senelik tembelliğini unutturdu."

"Sual ettiğin meselede gayet acele, bir-iki saat zarfında kısa bir cevap size gönderildi. Bizde kalmadı. Eğer beğenirseniz siz yazın. Nüshamızı bize gönderiniz. Yirmi İkinci Söz'ün iki hikâye-i temsiliyesini evvel size göndermiştik. Birisi Süleyman Efendinin, birisi de benimdir ki, haşiyelidir. Siz haşiyelerini yazınız. Nüshamı gönderiniz. Bize de lâzımdır. Fakat başında yazılan âyette bir sehiv var. Ona bedel 'Ve tilke'l-emsâlü nadribühâ linnâsı leallehüm yetefekkerûn' âyetini yazınız."

"Misafir Müftü Efendi, Hulûsi Bey, Hafız Mustafa bütün senin yanındaki dostlara selâm ederim. Şu Ramazan-ı Şerifte umumunuzdan dua istiyorum. Herhalde bana dua etmelisiniz. Ben de size dua ediyorum. Bilhassa misafir Müftü Efendinin duasını istiyorum, ben de ona dua ediyorum. Çok selâm ediyorum."

l935'deki Eskişehir hapsinde Üstad'la birlikte yatan Hakkı Tığlı'yı Yirmi Yedinci Lem'a'daki mahkeme müdafaasında Üstad Bediüzzaman şöyle ifade ediyordu:

"Eğirdirli Hakkı Efendi.

"Dokuz sene Barla'da oturduğum halde, belki karşıdan iki-üç defa ancak şahıs ve hüviyetini hapishanede anlamış olduğum bu eski zat, eskiden beri hükûmet hizmetinde ve sonra da dâvâ vekili olduğundan, benim gibi dünyadan münasebeti az bulunmakla beraber, dokuz sene Barla'da bulunduğum müddet ziyade bana karşı rakibane ve tarafgirane vaziyet alan onun kardeşi olan müftü ve oğlu Barla'da başmuallim Tevfik olduğundan, bu zat benimle hususî bir fikir ve mesleğime taraftar ve naşir olmak değil, bilakis kardeşine vebiraderzadesine irtibatı münasebetiyle ve hükûmetin işlerinde bulunmak cihetiyle aleyhimde tarafgirâne vaziyet almak iktiza ettiğinden, iddianamede bunu en mühim gizli efkârıma bir vasıta göstermek suretiyle, onu da buraya kadar sürükleyip getirmek, elbette tetkikatın noksaniyetinden ileri gelse gerektir."

"Mesmuatıma göre, bu zatın harekât-ı milliye zamanında hükûmet lehinde çalıştığı ve müstakimane bir surette ehl-i garaza karşı sebat ettiğinden, şahsî çok düşmanlar kazandığından, bu defaki hem onun perişaniyetine, hem bizim zararımıza bunun şahsî düşmanlarının çok medhali olmuştur. Benimle münasebeti olmamasına rağmen, hakkında daha tahakkuk etmeyen bir suç tevkifhanede sürüncemeye bırakılması adalete muvafık olamayacağından, bir an evvel men-i muhakemesiyle çoluk ve çocuklarının başına gönderilmesi mahkemenin adaleti iktizasındandır."

(Son Şahitler kitabının, birinci cildinden derlenmiştir...)
 

Makale Yazarı: 
Son Şahitler