KEMAL TANER

 Kemal Taner Eskişehir hapsinin, Şâhitler'in Dilinden birisidir.

Kemal Taner o günlerde sanık olarak değil, stajyer avukat  olarak bulunuyormuş. Ankara Hukuk Fakültesinde talebe iken Eskişehir adliyesinde de avukatlık stajı yapıyormuş. O yıllarda Hukukta talebe olanlar aynı zamanda staj da yapabilirlerdi.

Kemal Taner, gerek mahkemeye, gerekse hapishaneye rahatlıkla girip çıkıyordu. Hapishanede Bediüzzaman'la aralarında geçen bir konuşmayı bize şu şekilde nakletti:

"Mücevherler ve balonlar"

"Hapishaneye yanına görüşmeye gitmiştim, namazı yeni kılmış, tesbih çekiyordu. Elini öptükten sonra kendilerine dedim ki:

'Efendim, size birçok keramet gösterir, diyorlar. Halbuki ben sizden herhangi bir harika hâl görmedim. Eğer böyle bir şey gösteriyorsanız, bana da gösterin, meselâ şu elinizdeki tesbih kendi kendine yürüsün.'

"Bediüzzaman tebessüm etti. Bana temsilî şu hikâyeyi anlattı:

"Bir adamın çok sevdiği, sevimli, sevgili bir tek oğlu varmış. Adam bu kıymetli yavrusuna, çok değerli bir hediye almak için, kuyumcu dükkânına götürmüş, çok çeşitli elmas  ve mücevherattan hangisini beğenir ve isterse oğluna alacakmış.

"Mücevherat dükkânında, kuyumcu adam, dükkânı süslemek için; tavana, çok çeşitli renklerde, kırmızı, yeşil, mavi, mor, pembe, sarı her renkte büyük balonlar asmış. Çocuk dükkâna girince mütemadiyen tavandaki balonlara bakarak, 'Baba ben bu balonlardan isterim' diye tutturmuş, başlamış ağlamaya. Adam, 'Oğlum, ben sana çok pahalı ve kıymetli, elmas, mücevher alacağım' diyormuş, Çocuk ise, 'Ben balon isterim' diye ağlayıp duruyormuş."

Bu misali bana anlatan Bediüzzaman, sözlerine devamla:

"Ben Kur'ân'ın elmas ve mücevherat dükkânının bekçisiyim, dellalıyım. Ben baloncu değilim. Benim dükkânımda, benim pazarımda, Kur'ân'ın ebedi ve ölümsüz elmasları var. Ben bunlarla meşgulüm. Ben Kur'ân nurunu ilân ediyorum, balonculuk yapmıyorum.' dedi.

"Bediüzzaman'ın ne demek istediğini anlamıştım, yaptığım hareketten dolayı mahçup olmuştum."

(Son Şahitler kitabının, ikinci cildinden derlenmiştir...)
 

Makale Yazarı: 
Son Şahitler