MUHİTTİN KESKİN

 "Bediüzzaman İslâmı önce nefsinde yaşayan bir muhterem zattı"

"Bediüzzaman" denilince hemen herkeste bir duraklama ve bir düşünce oluyor. Dalıyor eskilere, yakın maziye... Rengi değişiyor insanın. Zihnine bir şeyler geliyor.

Bu  hemen herkeste görülen, değişik ölçüde tezahür eden bir haldir. Avukat Muhittin Beyde de bu durumu gördük. "Bediüzzaman'la ilgili bir hatıranızın varlığını işittik" der demez, koltuğuna yerleşti, hafif, fakat heyecan dolu bir sesle anlatmaya başladı:

"Gözleri, gözleri çok keskin. Çekici ve tesir altına alıcı bir çift göz. Çıkık, pembemsi, elmacık kemiklerinin üzerine nâzeninâne oturan o gözler Bediüzzaman Hazretlerinin dıştan, fitrî en can alıcı noktası idi.

"Kendileriyle görüşmemiz olmadı. Maalesef sohbetinde de bulunamadık. Sadece yoldan geçerken birkaç defa görmüşlüğüm var, o kadar.

"Malumunuz evliyaullah, veliyullah zat-ı muhteremler birbirlerini ziyaret ederler. İzzet-i ikramda bulunurlar.

 "Muttalıb'da Hacı Hilmi Efendi vardı. Süleyman Hilmi Tunahan Efendinin talebesidir. Çok büyük ve mübarek bir zattı. Allah makamını cennet, kabrini pür nur eylesin. Bizim ev de Muttalib Caddesindedir. Bediüzzaman Hazretleri, Hacı Hilmi Efendiyi ziyarete giderken bizim evin önünden geçerdi. Kendilerini daha önce hiç görmemiştim. Görmediğim halde Bediüzzaman'ı görünce hemen tanıdım. Yine o Isparta plâkalı, al renkli arabasıyla geçiyordu. Arabanın daima arka koltuğunda otururdu. Çok çekici bir gözü vardı. Tesiri altına girmemek mümkün değildi.

"Bediüzzaman Hazretleri, İslâmı, önce nefsinde yaşayan ve sonra anlatan bir muhterem zattı. Kendileri dâima İslâmî kıyafette bulunurdu. Uzun cübbesi, beyaz sarığı içerisinde daha başka görünüyordu.

"Kendilerini gördüğümde seksen küsur yaşlarında idi. Bu görüşme l953 senesinden sonraki seneler olsa gerek. Yaşlıydı, haliyle üşüyordu. Evinde ince bir yorgana sarılırdı. Bediüzzaman Hazretlerinin gerçi kendisi yaşlı idi, fakat gözleri gençti. Çok keskin bir bakışı vardı.

 "Üstad'ın kokusunu duyuyorum"

"Onun sohbetinde bulunmamakla büyük bir nimeti kaçırdığımın farkını maalesef geç  anladım. Fakat buna da şükür.

"Eskişehir'de onu görenler çoktur. Burada bir kahveci Murad vardır. Çok mübarek birisidir. 'Üstad'ın kokusunu duyuyorum, Üstad geliyor, siz duymuyor musunuz?' derdi. Gerçekten dediği doğru çıkar, biraz sonra Üstad gelirdi. Bediüzzaman Hazretleriyle ilgili Murad Günaydın'ın çok hatıraları vardır.

"Bir de burada doktor Münir Derman vardı. Bediüzzaman Hazretlerinin sık sık ziyaretinde bulunuyordu. Bir defasında buradan bir taksi kiralayarak Emirdağı'na giderler. Vardıklarında taksiciyi de beraberlerinde götürürler. Biraz sohbetten sonra namaz vakti girdiğinde Bediüzzaman Hazretleri taksiciye; "Sen abdestsizsin. Git abdest al' der. Taksici hayret eder: 'Kimse bilmiyordu benim abdestsiz olduğumu' demiş. Daha sonraki ziyaretlerde taksici hep abdestli gitmiş." 

(Son Şahitler kitabının, ikinci cildinden derlenmiştir...)
 

Makale Yazarı: 
Son Şahitler