“Hz. Mevlana, benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Hz. Mevlana zamanında gelseydim, Mesnevi'yi yazardım” ifadesi nerede geçiyor, nasıl anlamak gerekir?

Bu ifadelerin geçtiği kaynağı belirtikten sonra anlamı üzerinde duralım:

"Hz. Mevlana, benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Hz. Mevlana zamanında gelseydim, Mesnevi'yi yazardım. O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır." dedi.

dedi. Bu sözü Bediüzzaman'ın talebelerinden Ahmet Gümüş nakletmektedir.(1)

Kur'an, bir manevi eczahanedir. Bütün asırların devaları burda mevcuttur. Ancak bu ilaçları tespit edip nazara verecek eczacılara ihtiyaç vardır. İşte bu eczacılar ise,Cenab-ı Hakk'ın her asırda gönderdiği mücedditlerdir.

Asrın ilaçları bellidir; müceddide düşen sadece onu ortaya çıkarmaktır.

Üstadımız, bu ifade ile şunu nazarımıza vermiş oluyor:

"Yani bu eserler bu asırda gelecekti. Mesnevi de Mevlana asrında gelecekti. Eseri ve müellifini bulunduğu asra göre gönderen ve şekillendiren Cenab-ı Hak'tır."

Bununla önemli iki mesaj verilmiş oluyor:

1. Her asrın bir hastalığı vardır. Kur'an eczanesinde o hastalığa uygun ilaçlar alınmalı ve de onlar kullanılmalıdır. Yoksa isim ve etiket önemli değildir. İsim ve etikete takılıp tedaviyi geciktirmeyin.

2. Eczacı olan mücedditler, sadece ve sadece birer sebeptir. Birer ağaç gibidirler. Ağacın, meyveyi tercihte ve yapmada haberi olmadığı gibi, mücadditlerin de eserlerin yazılmasında tercihleri yoktur. Asrın hizmet tarzı mücedditlerin ihtiyarından ziyade, Allah'ın istihdamıdır ve tavzifidir.

(1) bk. Tanıyanların Dilinden, Ahmet GÜMÜŞ.

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com