Bazı kişiler, Üstad'ın hiddetli olduğunu, bazı talebelerine kızdığında dövdüğünü ifade etmektedir; bu doğru mudur?

Üstad Hazretlerinin mizacının ve Risale-i Nur mesleğinin mühim bir rüknü şefkattir. Kurumuş otların sararmasına bile şefkat eden bir zatın, insana karşı öfkeli ve hiddetli olması pek makul bir bakış açısı olmasa gerek. Ancak Üstad'ın ağabeyleri tedbirli ve dikkatli olmaya davet etmesi ve disiplinli hayata hazırlaması bir öfke değil, tam aksine şefkatin ifadesidir. Disiplinsiz, laubali bir öğretmene kim çocuğunu vermek ister.

Disiplin demek kızgınlık demek değildir. Disiplin, şefkat ekseninde prensiplere uygun yaşamaktır ki, Üstadımız da tesis ettiği sistemin temel prensiplerini talebelerini hazırlamıştır. Bu prensipler için taviz vermemeya çalışmıştır. Zira Risale-i Nur mesleğinin ikinci dayanağı da İsm-i Hakim'dir. Hikmetli ve ölçülü davranmaktır.

Üstad'ın talebeleri, Üstad'ın yeri geldiğinde çok esprili olduğu ve talebeleri ile şakalaştığına dair onlarca örnekler vardır. Talebesine dayak attığına dair bir bilgiye sahip değiliz. Üstad'ın yüksek şefkati ortadadır. Hem Risalelerde ve hem de hatıralarda bu konuda çok örnekler vardır.

Üstad Hazretlerinin ulvi ve latif şefkatini gösteren ve onun halim ve müşfik  mizacına işaret eden bir hadise-i levha şöyledir:

 "Rızkını sen mi veriyorsun?"

"Hayvanlara, canlı varlıklara karşı şefkati, merhameti saymakla bitmez. Bu hususta çok hatıralarımız vardır.

"Bir gün talebelere 'Ben tesbihatımla meşgul olacağım, siz gidip gezin.' demişti.

"Bu gezinti sırasında bir taşın üstünde, bir kertenkeleyi öldürmüştüm. Dönüşte Üstad ne yaptığımızı, nerelere gittiğimizi sordu. Ben de gezdiğimiz yerleri anlattım. Sonra da bir kertenkeleyi öldürdüğümü söyleyince, Üstad çok üzüldü. Bana:

"Evini harap etmişsin!' dedi. Ben de 'Bizde yedi kertenkele öldürmenin bir hac sevabı kazanacağını söylerler.' dedim. Bu defa Üstad: 'Otur da konuşalım, kim haklı, kim haksız?'

"O hayvan sana taarruz etti mi?"

"Hayır."

"O hayvanın rızkını sen mi veriyorsun?"

" Hayır."

"Sen mi yarattın?"

"Hayır."

"Bu hayvanların niçin yaratıldıklarını, yani fıtrî vazifelerini biliyor musun?"

"..........'"

"Bu hayvanı yaratan Hâlık senin öldürmen için mi yaratmış? Sana kim dedi öldür? Bu hayvanların yaratılışında binlerle hikmet var. Bu hikmetler saymakla bitmez. Onu öldürmekle hata etmişsin!'

diye bana orada ders verdi."(1)

(1) bk. Tanıyanların Dilinden. Molla Hamit EKİNCİ.

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com