Bediüzzaman camide otururken, "Kurtuluş Mücadelesi"nin verildiğini ve onun yanına gelenlerin neden bir haber almak ya da harekete geçmek istemediğini sorduklarını okudum. Verdiği cevap ise ilginçtir; siz ise cephede olduğunu yazıyorsunuz?..

Tarihi hadiseleri en güzel tespit edip aydınlatan; kronolojidir. Bir defa Risale-i Nurlar 1926 tarihinde yazılmaya başlanıp 1950 senesine kadar devam etmiştir. Üstad'ın kalp, mide ve geniş siyasi daire dediği dönem; 1939 -1945 İkinci Dünya Savaşı dönemidir. O sırada Türkiye harpte değildir. Avam insanlar hissiyatına kapılıp zulümlere taraftar olmamak için, Üstad onları lüzumsuz siyasi dairelerin boğuşmalarından men etmiştir. Yoksa vatan ve memleket ilgisizliğinden kaynaklanan bir inziva söz konusu değildir.

Üstad Hazretleri Milli Mücadeleyi desteklemiş, bu uğurda ölümü de göze almıştır. Hatta İngiliz baskısı ile çıkarılan ve Milli Mücadeleyi dışlayan fetvaya karşı, Üstad karşı bir fetva ile mukabele etmiş, Milli Mücadeleyi desteklemesinden dolayı İngilizler idam kararı çıkarmışlardır. Üstad'ın bu hizmetlerinden memnun olan Mustafa Kemal, Üstadı Ankara'ya davet etmiştir, Üstad davete icabet ederek Ankara'ya gelmiştir. Meseleyi değerlendirirken konu bütünlüğü içinde değerlendirmek gerekir, yoksa bir iki cümleye takılıp kalınırsa; böyle suizan ve yanlış hükümlere gidilir.

Bediüzzaman'ın Hayatından Önemli Kesitler:

1878 – Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı İsparit Nahiyesi'nin Nurs köyünde dünyaya geldi.

1888
– Normalde on beş yıl süren klâsik medrese eğitimini, üç ay gibi kısa bir sürede tamamladı.

1894 – Van’a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kısa süre sonra da ilim adamları tarafından, ilimdeki üstünlüğü sebebiyle “zamanın emsalsizi, benzersizi” anlamında "Bediüzzaman" lâkabı verildi.

1907 – Eğitimle ilgili projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul’a geldi.

1909 – 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı ve berat etti.

1911 – Şam Emeviye Camiinde
büyük bir hutbe irad etti. Bu hutbe daha sonra "Hutbe i Şamiye" adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.

1915 – Talebelerinden gönüllü bir milis alayı kurarak Birinci Dünya Savaşına katıldı. Savaşırken cephede "İşârâtü’l-İ’câz" adlı eserini telif etti.

1916 – Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.

1918 – İki buçuk yıl süren esaretten firar etti, İstanbul’a gel
di. Devrin tek İslâm Akademisi olan “Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye”ye üye oldu.

1919 – Mesnevî-i Nuriye adlı eserini telife başladı.

1920 – İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine "Hutuvât-ı Sitte" adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden İşgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.

1922 – Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi. Burada mebuslara hitaben bir beyanname yayınladı.

1923 – Van’a döndü. Talebelerine ders vermeye başladı. Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.

1925 – Şeyh Said isyanıyla hiçbir ilgisi olmadığı halde, bu bahaneyle mecburî ikamet için Burdur’a gönderildi ve burada Nur’un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.

1926 – Barla’da zorunlu ikâmete memur edildi. Burada Risale-i Nur’u telife başladı. Sözler ve Mektubat’ın tamamı, Lem’aların da büyük bölümü burada telif edildi.

1934
– Barla’dan Isparta’ya getirildi.

1935“Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” ithamıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi’nden dolayı on bir ay hapse mahkûm edildi. yüz yirmi talebesiyle birlikte Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid-i mutlak altında tutuldu.

1936 – Kastamonu’da zorunlu ikâmete memur edildi. Buradaki ikâmeti yedi yıl sürdü. Eserlerini telife burada da devam etti.

1943 – Yüz yirmi altı talebesiyle birlikte tekrar tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. Dokuz ay süren tutukluluktan sonra Denizli Ağır Ceza Mahkemesi berat kararı verdi.

1944 – Emirdağ’a götürüldü ve burada zorunlu ikâmete memur edildi.

1948 – Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak elli dört talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık yirmi ay süren hapis hayatında büyük sıkıntılar çektirildi. Mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararı temyiz edilip esastan bozuldu. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.

1952Gençlik Rehberi Mahkemesi münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu dâvâdan da beraat etti.

1953 – Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.

23 Mart 1960 – Urfa’da Hakkın rahmetine kavuştu.

İlave bilgi için tıklayınız:

MİLLİ  MÜCADELE'DE BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com