Bediüzzaman, "Keçeli" İfadesini Neden Kullanırdı?

Bediüzzaman, Birinci Cihan Harbi'ne, Doğu'da, talebelerinin başında gönüllü alay komutanı olarak katılmıştı. Kış mevsimi geldiği için, talebeleri keçeden yapılmış kalpaklar, külâhlar giyerlerdi. Bediüzzaman da bunlara seslenirken "Keçe Külâhlılar!.." diye seslenirdi. Daha sonra ise, bu eski talebelerinin hatırasına ve onları hafızalarda muhafaza etmek için, keçe sahipleri anlamına gelen "keçeli" hitabını kullanmış olabileceğini düşünüyoruz..

Biz de bu manayı teyîden, "Keçe Külâhlılar" adlı şiiri buraya almayı uygun gördük.

Ayrıca Abdülkadir Badıllı'nın hazırladığı Mufassal Tarihçe-i Hayat'ın birinci cildinde yer alan bilgiye göre, Bediüzzaman Hazretleri hayatı boyunca bu "keçeli" kelimesini hoşuna gittiği için kullanmıştır.

Çok ciddi anlarda bile, bu kelimeyi sarf ettiği gibi, şaka ve latifeleri arasında da çok sevdiği kimselere de aynı kelime ile hitab ederlerdi. Fakat hayatının son senelerinde ekseriya latife ederken, "keçel-i keçel" şeklinde kullanırdı. Manası "keloğlu kel" demektir. Manasını bilmeyenler "keçeli keçeli" şeklinde anlarlardı.

"KEÇE KÜLAHLILAR"

"Yıl Bin Dokuz Yüz On Beş, Bediüzzaman Van’da.
Birinci Dünya Harbi başlamıştı dünyada.
Gönüllü siviller ve talebelerle kurdu,
Toplam dört-beş bin kişi, bir alay oluşturdu.
Ermeni komiteler, onlardan korkuyorlar,
Sanki kartal gibiler, koşmuyor uçuyorlar.
Hepsinin sırtlarında beyaz birer pelerin,
Hepsi ‘Keçe Külâhlı’ bu kanatlı erlerin.
Onlar at üzerinde silah kullanırlardı,
Dört nal giderken bile hedefi vururlardı.
Dizginler sol kollarda seri ateş ederler,
Bu keskin nişancılar şimşek gibi geçerler.
Ermeni’ye bir kabus bu ‘Keçe Külahlılar’.
Şehadete sevdalı gönülden kanatlılar."

"Bin Dokuz Yüz On Altı, On Altı Şubat günü,
Rus’un büyük ordusu Erzurum’a yürüdü.
Pasinler Cephesi’nde yine Bediüzzaman,
Alayının başında kahraman bir komutan.
O muhteşem süvari beyaz atın üstünde,
Elde silah çarpışır askerin en önünde.
Ölümüne savaşır, yiğidi kıskandırır,
İşaratü’l – İ’caz’ı at üstünde yazdırır.
Başvuru kitapları olmadan bu tefsiri,
Kendi söyledi Molla Habib yazdı eseri.
İşaratü’l – İ’caz’ın son bulunca te’lifi,
Molla Habib’de içti şehadet şerbetini.
Daha sonra Üstad’ın yeğeni, çok sevdiği,
Ubeyd ve çok talebe tattılar şehitliği.
Daha sonra da kendi, yiğit Bediüzzaman,
Esir düştü Ruslara yaralandığı zaman.
Üç talebesi ile onu esir aldılar,
Yanında talebesi Said’i bıraktılar."
(Ali Oskan)

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com