"Enver Paşa’nın Said Nursi’ye bir madalya verdiği şeklindeki rivayetler, uydurulmuş bir iddiadır, gerçek değildir." diyenlere nasıl cevap verirsiniz?

Bediüzzaman Hazretlerinin esaretten gelip, İstanbul'a dönmesi üzerine, eski dostu ve ahbabı Harbiye Nazırı (şimdiki Milli Savunma Bakanı) ve Başkumandan Vekili  Envar Paşa onunla çok yakından ilgilendi.1

Enver Paşa Bediüzzaman'ı Harbiye Nezaretinin yüksek rütbeli komutanlarıyla tanıştırıp

“Bu hocayı görüyor musunuz? Şark’taki savaşlarda Rus Kazaklarına karşı koyan bu hocadır!”

diyerek, onu bir kahraman gibi karşıladı.2

Anlaşılan o ki; Enver Paşa I. Dünya Savaşı'nda iki yıl savaşmış, meşrutiyet yıllarından beri dostu olan bir gaziye, zemane müddeileri gibi nankörlük etmek istemiyor, vatana hizmetlerinden dolayı bir devlet adamı olarak, kendisine taltif ederek teşekkür etmek istiyor. Bunun için maişetinin te'mini hususunda büyük vazifeler, bol maaşlı işler teklif etti. Fakat Bediüzzaman, -eski talebelerinden Molla Süleyman'ın N. Şahiner'e anlattığına göre- teşekkür ederek, Enver Paşa'dan hiçbir vazife ve maaş kabul etmedi. Fakat eğer ilme, irfana, irşad-ı ümmete dair bir hizmet, bir iş olursa kabul edebileceğini, lâkin esarette çok zahmet ve meşakkatler çektiğinden, şimdilik bir müddet istirahata ihtiyacı olduğunu söyleyerek mazeretini beyan etti.

Bunun üzerine Enver Paşa, Bediüzzaman'a Harbiye Nezareti kanalıyla üç aylık, ellişer altın liradan yüz elli lirayı tahsis etti. Ayrıca da Harbiye Nezareti adına ordunun iftiharlı bir harb madalyasını takdim etti.3

Hz. Üstad kendisi istemediği hâlde yine Enver Paşa’nın isteği üzerine atandığı "Darü'l-Hikmeti’l-İslamiye"ye verdiği biyografisinde, âdeta yaptığı o cihan-baha hizmeti yok sayarcasına bir tevazu ile bu harp madalyasından sadece şöyle bir cümle ile bahsetmiştir:

 ”Bir âdet harp madalyam vardır. Başka rütbe ve nişanım yoktur.”4

Aşağıda görünen bu madalya, şu anda yeğeni Suad Ünlükul’dadır.5 Bu madalya aşağıdaki şekilde belgelenmiştir. 

 

Osmanlı Devleti'nin girdiği belki de en önemli savaşta, iki yıl savaştıktan sonra esir düşen bir gazinin, hürmetle, minnetle anılması gerekirken, nankörlük edip gafilane; aldığı harp madalyasını inkâr etmek kime ne kazandırır bilemiyoruz.

Dipnotlar:   

1. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, s.445.

2. Mary Weld, Bediüzzaman Said Nursi Entellektüel Biyografisi, s.205

3. Badıllı, age.

4. Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, s.203.

5. Badıllı, age., s.2159.

Makale Yazarı: 
Nurettin Ceylan