Risalelerde neden kaynak belirtilmemiştir? "Said Nursi gibi birisi kendisi kaynaktır, kaynak belirtmesine gerek yoktur." anlayışı ne kadar doğrudur? Risalelerdeki bilgilerin tümü kayıtsız şartsız doğru mudur?..

Evvela, Risale-i Nurlar çok zor ve meşakkatli bir süreç ve ortamda telif edilmiştir. Masa başında ya da medrese kütüphanelerinde kahvesini yudumlayarak telif edilmiş bir eser değildir. Risale-i Nurların ekser eczaları hapishane köşelerinde ve karakol gözetiminde, yasaklar kıskacında telif edildiği için, kaynak tarama ve kaynak kaydetme gibi imkanları elde edememiştir.

İkincisi, Risale-i Nurlar klasik ya da rivayet tarzı bir tefsir değil, daha ziyade vehbi ve dirayet tarzı bir tefsir olduğu için, kaynak olarak ekseri ayetleri ele almış ve onları yorumlamıştır. Bütün ayetleri ve hadisleri konu sıralaması ve bütünlüğü içinde incelemediği için, kaynak gayet derece az düşmüştür. Bu az  düşen kaynaklarda senetleri ile belirtilmiştir.

Üçüncüsü, Risale-i Nur Külliyatı'nın içinde geçen ayetlerin ve hadislerin kaynakları üzerinde bir çok çalışma yapılmış ve hepsinin kaynakları tek tek verilmiştir. Zaten bu kaynakların  büyük bir kısmını Üstad Hazretleri bizzat kendisi belirtmiştir; belirtmediklerini de sonraki akademisyen talebeleri belirtmişlerdir. Abdulkadir Badıllı Ağabeyin "Risale-i Nur'un Kudsi Kaynakları" çalışması, bu hususta örnek olarak verilebilir.

Dördüncüsü, Üstad Hazretlerinin ifadesi ile Risalelerin tarifi:

"Sözler, tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır, marifet değil şehadettir, şuhuddur; taklid değil tahkiktir. İltizam değil, izandır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dava değil, dava içinde burhandır…"(1) 

Dava değil, yani yeni bir din, yeni bir mezhep, yeni bir fırka değildir. İslam davası içinde kuvvetli ve ikna edeci bir burhandır, bir delildir.

Dava, yeni bir fikir ortaya atmak, yeni bir şey icat etmek demektir. Sözler ise var olan İslam’ı, yeni bir tarz ve yeni bir usul ile yeniden ihya etme hareketidir. Unutulmuş farzları ve sünnetleri yeniden şahlandırmak hareketidir. Dolayısı ile Risale-i Nurlar Kur’an ve sünnetin denetimindedirler, onlara zıt bir hüküm ya da mana varsa kabul edilmezler.

 Bugüne kadar da Risale-i Nurların şu cümlesi ya da şu fikri Kur’an ve sünnette zıttır diyen bir alim ya da uzman çıkmamıştır. Yani mihenk ve mizan şeriattır, şayet Risale-i Nurlarda bu mihenk ve mizana uymayan bir husus tespit edilir ise bunu kabul etmeyiz olur biter.

Yüzde yüz hak olup yanılmayan tek kaynak Kur’an ve Sünnettir, bunun dışındaki bütün eserler ve fikirler bu iki kaynağın kontrolünde ve denetiminde kabul edilebilirler. Bu sadece Risale-i Nurlar için değil bütün alim ve evliyaların eserleri için de aynıdır.

 Bu hususta ölçümüz Üstad Hazretlerinin şu sözleri olmalıdır: 

"S - Neden bunların umumuna fena diyorsun? Halbuki hayırhâhımız gibi görünüyorlar."

"C - Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte, size söylediğim sözler hayalin elnide kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktıysa kalbde saklayınız. Bakır çıktıysa, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz."(2)

Beşincisi, Risale-i Nurların müfredata konulmaması ilmi bir tutum değil siyasi bir tutumdur. Yirmi sekiz yıl zindan ve sürgünlerde yaşayan bir alimin eserleri üstünde elbette  bir izole ve dışlama politikası uygulanacaktır. Risale-i Nurların halihazırda dünyada Kur’an'dan sonra en çok satılan ve okunan eserler arasında olması ve otuz sekiz dile çevrilmiş bir tefsir iken, böyle bir eseri müfredata almayan ve alamayanlar utansın. Nitekim Risale-i Nurların bazı eserleri El- Ezher Üniversitesinde müfredata alınmış ve bir dönem okutulmuştur.

Ayrıca Risale-i Nurların İslam literatüründe kaynak olmaması tespiti vehim ve asılsız iddiadan ibarettir. Bugün milyonlarca Müslüman âlim, akademisyen, Prof, vaiz, hoca vs. Risale-i Nurları takdir ve tahsin ederken, onu kaynaklar arasında görmemek gerçekten gülünç bir yaklaşımdır.

Yukarıda zikrettiğimiz gibi, resmi dairelerin mesafeli duruşu ilmi değil siyasidir. Mason locaları ve dinsiz komiteler Risale-i Nurlara  karşı menfi bir propaganda içinde oldukları için, elbette onların denetiminde olan resmi dairelere girmeleri şimdilik mümkün değildir. Mümin ferasetli ve uyanık olmalıdır.

Dipnotlar: 

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Mahrem Bir Suale Cevaptır

(2) bk. Münâzarat, Sualler ve Cevaplar

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com