Üstad, Mehdiyet ve müceddidiyeti Risalelere atfediyor. Bunu bir velayet tevazusu mu, yoksa hakikat olarak mı algılamak gerekir?

Üstad Hazretlerinin müceddidlik ve benzeri mertebeleri Risale-i Nurlara atfetmesi, hem hakikattir hem tevazudur.

Hakikattir, zira bir insan ömrüne sığmayacak ıslah vazifelerini gören Risale-i Nurlar ve onun etrafında halkalanan nurani cemaattir. Üstad Hazretlerinin mübarek kalbi belki Risale-i Nurlara ayna olup zahir olmasına vesile oldu, ama onları neşretmek noktasında ve ince iman hakikatlerinin kolay bir şekilde insanlığa izah edilmesinde tamamen vehbilik esastır. Yani İlahi lütuf sayesinde Risale-i Nurlar teşekkül etmiştir. Nasıl üzüm salkımlarının verilmesinde kuru bağ çubukları bir vesile ise Üstad Hazretlerinin şahsı da -kendi benzetmesiyle- aynı şekilde İlahi lütufların ihsan edilmesinde bir vesile ve çubuk hükmündedir. Bu noktadan Risale-i Nurlar Üstad Hazretlerinin değil Allah’ın özel bir ihsan ve ikramıdır.

Tevazu meselesinde ise böyle bir lütuf ve ikram ancak Üstad Hazretleri gibi bir manevi makam sahibine mahsustur. Yani Allah böyle kıymetli nimetleri kıymetli vesileler ile gönderiyor. Nasıl Kur’an gibi kıymetli bir hediye Hazreti Peygamber Efendimiz (asv) gibi kıymetli bir vesile ile gönderiliyor ise aynı şekilde Risale-i Nurlar gibi kıymetli bir tefsir de Üstad Hazretleri gibi yüksek bir makam sahibinin eli ile gönderiliyor demektir.

Büyük ihsanlar büyük vesileler ile gönderiliyor. Üstad  Hazretleri burada kendine ve nefsine  bir pay çıkarmamak için tevazu yapıyor.

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com