Üstad şapka takmamasına yönelik ithamda verdiği cevapta; "Bir kanunu reddetmek başkadır ve o kanunla amel etmemek bütün bütün başkadır." diyerek, sanki şapka kanununu reddetmiyor da uymuyor manası anlaşılıyor. Halbuki kesin dille red etmesi gerekmez miydi?

Kanunu reddetmek iki şekilde olur. Birisi, sivil itaatsizlik anlamına da gelen amel etmemektir. Kanunla amel etmemek, kanuna karşı sivil itaatsizlik eylemi anlamına gelir. Bu da zımnen kanunu beğenmediği ve kalben reddettiği anlamına gelir. Ki bu yol zararsız ve toplumsal zemini zedelemeyen akılcı ve demokratik bir yoldur.

İkincisi ,siyaseten huruç etmektir. Huruç (ayaklanma, isyan, karşı çıkma) ise ya silahla olur ya da siyasi direniş ile olur. Her ikisinin de toplumsal ve asayiş açısından tehlikeli sonuçları vardır. Ehl-i sünnet inancına göre huruç, ancak harici düşmana karşı olur, dahilde huruç caiz değildir.

Çünkü dahilde huruç iç savaşı sonuç verecektir; bugünkü Suriye ve Irak'ta olduğu gibi. Oysa iç savaş büyük bir fitne büyük bir risk büyük bir kıtalı de içinde barındırır. Yani iç savaşta namus, can, mal güvenliği diye bir şey kalmaz. Bir doğruyu yapacağım derken bin yanlışa düşmek gibi.

İki büyük zarardan en hafif olanı seçmek hem dinimizin hem de aklın gereğidir. Şapka kanunu bir şerdir, ama bu şerre ayaklanıp iç savaş çıkartmak ondan daha büyük daha tehlikeli bir zarardır. Öyle ise şapka kanununa verilecek en güzel tepki amel etmeme tepkisidir. Bu hem asayiş açısından hem de dahili huzur açısından en etkili yöntemdir.

Üstadımız bütün gücü ile siyasetten kaçınmasına rağmen, o zamanın zalim siyasetçileri Üstadı zorla siyasete çekip ezmek istiyorlardı. Üstadımız ise iman hizmeti ile siyasetin beraber yürümeyeceğini çok iyi biliyor, bundan şiddetle kaçınıyordu. Şeyh Said'e destek vermemesinin sebebi de bu ince meseleden dolayıdır.

Tabi bu anlattıklarımızı kafasını siyasetle manyak etmiş insanların anlaması zordur. Siyaset özellikle de bu zamandaki siyasi gelenek lağım çukuru gibidir; lağım çukurunda nurun ve temiz şeylerin işi olmaz. Siyasette yalan, hile, iftira, riya ve benzeri ahlaksızlıklar adiyattandır. Siyasete giren birisinin dinini ve ahlakını sıyırıp öyle girmesi gerekir. Çünkü dindarlık ile siyaset aynı anda cem olmaz ve olamıyor...

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com