Üstad'a gelen ilhamın mahiyeti ne idi? Yani Üstad'a direkt ilham ile bilgi hasıl oluyor, o da ilhamı geldiği gibi mi yazıyordu; yoksa Üstad'a sadece Kur'an'dan iman hakikatlerini nasıl çıkarabileceği mi ilham edildi?

"Elli altmış risaleler öyle bir tarzda ihsan edilmiş ki, değil benim gibi az düşünen ve zuhurata tebaiyet eden ve tetkike vakit bulamayan bir insanın, belki büyük zekâlardan mürekkep bir ehl-i tetkikin sa'y ve gayretiyle yapılmayan bir tarzda telifleri, doğrudan doğruya bir eser-i inâyet olduklarını gösteriyor. Çünkü bütün bu risalelerde bütün derin hakaik, temsilât vasıtasıyla, en âmi ve ümmî olanlara kadar ders veriliyor. Halbuki o hakaikin çoğunu, büyük Âlimler 'Tefhim edilmez.' deyip, değil avâma, belki havassa da bildiremiyorlar."

"İşte, en uzak hakikatleri en yakın bir tarzda, en âmi bir adama ders verecek derecede, benim gibi Türkçesi az, sözleri muğlâk, çoğu anlaşılmaz ve 'Zâhir hakikatleri dahi müşkülleştiriyor.' diye eskiden beri iştihar bulmuş ve eski eserleri o sû-i iştiharı tasdik etmiş bir şahsın elinde bu harika teshilât ve suhulet-i beyan, elbette, bilâşüphe, bir eser-i inâyettir ve onun hüneri olamaz ve Kur'ân-ı Kerîmin i'câz-ı mânevîsinin bir cilvesidir ve temsilât-ı Kur'âniyenin bir temessülüdür ve in'ikâsıdır."
(1)

"Risale-i Nur'un mesâili, ilimle, fikirle, niyetle ve kastî bir ihtiyarla değil; ekseriyet-i mutlakayla sünuhat, zuhurat, ihtarât ile oluyor. Bu dokuz berahine şimdi ihtiyac-ı hakikî kalmamış ki, telife sevk olunmuyoruz."(2)

Üstad'a gelen ilham, yukarıda ifade edildiği gibi, kalbe gelen sünuhat, zuhurat, ihtarât şeklinde gelmiştir. Sünuhat, zuhurat ve ihtar; mananın birden kalpte belirmesi ve zahir bir hal alması şeklindedir. Düşünmek ve tefekkür etmekten hasıl olan bir mana değildir. Hatta Üstad'a gelen ilhamlar; ekseri sıkıntılı ve hastalıklı anında geliyor. Bu da Risale-i Nurların hangi şart ve ortamlarda yazıldığına ve ilham ile yazıldığına kuvvetli bir işarettir.

Özet olarak; Risale-i Nurlar, ilmi bir kuvvet ile değil, kalbe gelen ilhamlar ile yazılmıştır. İlhamın keyfiyeti ise; kalpte manaların birden belirmesi şeklindedir.

Dipnot:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Mesele

(2) bk. Kastamonu Lahikası, (131. Mektup)

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com