Üstadımız siyasetten men ettiği halde, bazı Nur talebelerinin aktif siyasette rol almasını nasıl anlamalıyız?

Bazı hakikatler konjonktüreldir, yani zamanın şartlarına ve gereklerine göre şekillenirler. Mesela Üstad Hazretlerinin döneminde iman hakikatlerini neşredecek beyin emekçisi az, kuvvet zayıf ve maddi imkanlar çok kısıtlıdır. İki işi aynı anda görecek maddi ve manevi ortam ve kuvvet mevcut değildir. Bu sebeple en öncelikli ve önemli vazife, imana hizmet etmekti; bu hizmeti sekteye uğratacak bütün işlerden ve sebeplerden kaçınmak çok önemli konjonktürel bir gereksinimdi. Ama şartlar değişti, cemaat büyüdü, neşir vasıtaları inkişaf etti, maddi ve manevi ortam ve imkânlar fevkalade terakki etti.

Hâl böyle olunca cemaatin, değişen ve gelişen toplumsal ihtiyaçları görmemesi ve halen 1930 ve 1940 yıllarının şartlarına özgü bir refleks ile hareket etmesi kabil değildir. Nitekim Üstad Hazretleri bizzat kendisi 1946 da çok partili sisteme geçilmesi ile siyasi tavırlarında belirgin bir değişikliğe gitmiştir. Bu tavır değişikliğini Emirdağ Lahikası'nda görmek mümkündür.

Şurası da unutulmamalıdır ki, Nur cemaatinin esas vazifesi iman hizmetidir; cemaat olarak ya da cemaat  adına siyasallaşmak elbette doğru değildir. Lakin cemaat mensupları şahsi olarak ve kendi hesaplarına siyasete girebilirler. Üstad Hazretleri hayatta iken talebelerinden bazıları Demokrat Parti'de siyaset yapmışlardır ve Üstad Hazretleri bunu men etmemiştir.

Bunun yanında siyasetle meşgul olacağım diye bütün bütün iman hizmetini terk etmek ve malayani güncel politikaları takip etmek, boş boğazlıktan başka bir şey değildir.

Nur talebeleri siyasete bakmak zorunda kalırsa, ancak İman ve İslam lehinde bakar, onun hesabına ilgilenir; yoksa lüzumsuz ve malayani güncel tezviratları ve iftiraları takip etmez.

 

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com