Üstad'ın Nevruz Bayramı kutladığı söyleniyor ve İmamı Gazali der ki; "Kim Nevruz ya da Mihrican Bayramını kutlarsa, dinden çıkar." Böyle bir şey duydum, ne derece doğrudur? Bu konuda hakkında bir bilgi var mıdır?

Toplumlardaki örf ve âdetler dini kaynaklı olabileceği gibi din ile ilgisi de olmayabilir. İslam’a göre, başka bir dini temsil etmeyen ve muhtevasında da İslam’ın temel kaidelerine ters olmayan ritüeller ve kutlamalar caizdir. Ama herhangi bir batıl dinin sembolleri ve kutlamaları caiz olmaz.

Nevruz âdeti bir dönem sadece Mecusilerce kutlandığı için, o dönemde Nevruz ile Mecusilik iç içe girmesinden, avam Müslümanlar tarafından tefrik ve temyizi zor bir hal almıştır. O dönem İslam âlimleri de avamı korumak için Nevruz ve Mihrican Bayramı gibi kutlamaları, fetvaları ile men etmişlerdir.

Ama daha sonraları bu kutlamalar Mecusilik'den temyiz ve tefrik olmuş, müstakil bir kutlama şekline dönüşmüştür. Yani bir nevi aslına rücu ettiğinden, o dönem fetvalarının da gerekçesi ortadan kalkmıştır. Nevruz, zatında haram ve şirk olduğundan değil Mecusiliğe bir dönem alem olmasından dolayı yasaklanmıştır. Bu âlem (sembol) olma  zamanla kalktığı için, bu konudaki hüküm de ıskat olmuştur.

Nevruz’un lügat manası "yeni gün" demektir. Eski İranlıların yılbaşı olarak bildikleri günün adıdır. Nevruz, güneşin hamel (kuzu) burcuna girdiği gün olup, Milâdî Mart’ın 22’sine rastlar. Bu gün, ilkbaharın başlangıcı, bitkilerin toprak yüzüne çıktığı, ağaçların yeşerdiği, hayvanların inlerinden, kuşların yuvalarından çıkıp dünyayı şenlendirdiği bir gün olarak bilinir.

Nevruz’un dinî bir mahiyeti olmamakla berebar, mahlûkatın yeryüzünü canlandırıp şenlendirdiği gün olduğu için, bir nevi “bayram” havası yaşanır. Bu yüzden nevruzun İslam açısından bir sakıncası yoktur ve halen de Türki Cumhuriyetlerde, İran'da ve Irak bölgesinde ve bizim de Doğu bölgelerimizde kutlanan bir şenliktir.

Bediüzzaman Hazretleri de Nevruz gününe ayrı bir ehemmiyet verirdi. Talebelerinden Muhsin Alev  bu hususta şöyle bir hatırasını anlatır:

“Üstad gezmeyi, bilhassa bahar ve yaz aylarında kırlarda dolaşmayı çok severdi. Mahlûkatla, mevcudatla baş başa kalıp derin derin tefekkür ederdi. İstanbul’da Nevruz günü kıra giderken bizi de yanında götürürdü. Kırda, 'Bugün mahlûkatın bayramıdır.' diye Nevruz’un önemini bize anlatmıştı. Kırda köpeklere ekmek parçası verip, 'Bugün, bu Nevruz bayramından bu köpeğin bile bir hissesi vardır. Bahar mahlûkatın bayramıdır. Biz de onların bayramına iştirak edelim.' demişti. Çok sevinçli bir hali vardı Nevruz günü..."(1)

(1) bk. Tanıyanların Dilinden, Muhsin Alev.

Makale Yazarı: 
Sorularlarisale.com