Allah, Risale yazdırmamış iddiası

“Said Nursi, eliyle yazdığı kitabı Allah’a nisbet edip, bunu kendi iradesi ile değil de
Allah tarafından kendisine yazdırıldığı iddiasındadır…”

Bir insan, yaptığı ve başarılı olduğu bir iş için, “aslında ben bunları yapacak durumda değilim, Allah’ın yardımı ile oluyor” dese, “bu adam peygamberlik iddia ediyor” mu diyeceğiz?

Biz vicdan ve insaf sahibi insanları davet ediyoruz; bir iftiracının,

 “İşte Said Nursi, eliyle yazdığı kitabı Allaha nisbet edip, bunu kendi iradesi ile değil de Allah tarafından kendisine yazdırıldığı... iddiasındadır…”

şeklindeki sözlerine baksınlar, sonra da, Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki şu ifadelerine baksınlar ve hür vicdanlarıyla istişare edip karar versinler:

“...çok tedkikat (araştırma) ve taharriyatın (inceleme) neticesiyle ancak husul bulan (ortaya çıkan) o çeşit risaleler, fevkalâde bir sür'atle, hem idrakimi ve fikrimi müşevveş (karışık) eden sıkıntılı inkıbaz vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inayet ve bir ikram-ı Rabbanîdir (Allah’ın yardımı ve ikramıdır).”

“Evet ekser kardeşlerim ve yanımdaki umum arkadaşlarım ve müstensihler (risaleleri yazarak çoğaltanlar) biliyorlar ki; On Dokuzuncu Mektub'un beş parçası, birkaç gün zarfında her gün iki-üç saatte ve mecmuu (toplamı) on iki saatte hiçbir kitaba müracaat edilmeden yazılması; hattâ en mühim bir parça ve o parçada lafz-ı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kelimesinde zahir bir hâtem-i nübüvveti gösteren dördüncü cüz, üç-dört saatte, dağda, yağmur altında ezber yazılmış; ve Otuzuncu Söz gibi mühim ve dakik bir risale, altı saat içinde bir bağda yazılmış; ve Yirmi Sekizinci Söz, Süleyman'ın bahçesinde bir, nihayet iki saat içinde yazılması gibi, ekser risaleler böyle olması; ve eskiden beri sıkıntılı ve münkabız olduğum zaman, en zahir (açık) hakikatları dahi beyan edemediğimi, belki bilemediğimi yakın dostlarım biliyorlar. Hususan o sıkıntıya hastalık da ilâve edilse, daha ziyade beni dersten, te'liften (yazmaktan) men'etmekle beraber; en mühim Sözler ve risaleler, en sıkıntılı ve hastalıklı zamanımda, en sür'atli bir tarzda yazılması; doğrudan doğruya bir inayet-i İlahiye (Allah’ın yardımı) ve bir ikram-ı Rabbanî (Rabb’imin ikramı) ve bir keramet-i Kur'aniye (Kur’an’ın kerameti) olmazsa nedir?”
(1)

(1) bk. Mektubat,  Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Risale.